Yaz Yağmuru

Herşey Üyelerimiz İçin...
 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 DÜNYA TARİHİNDE Açiklanamamiş OLAYLAR...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
gaddar-cocuq
[Özel Üye]

[Özel Üye]


Erkek
Mesaj Sayısı : 22
Yaş : 24
Nerden : bulgaristan
İş/Hobiler : i$ yokqqq!
Lakap : pisko
Hangi Takım :
Ruh Halim :
Rep Puanı :
200 / 100200 / 100

Müzik Türü :
DikkaT: : <marquee>Bu foRum BagımLıLık YapaBiLir...!!</marquee>
Kayıt tarihi : 17/09/08

Kişi sayfası
Başarı Puanı:
100/1000  (100/1000)
Güçlülük:
200/1000  (200/1000)
Seviye:
70/100  (70/100)

MesajKonu: DÜNYA TARİHİNDE Açiklanamamiş OLAYLAR...   Çarş. Eyl. 17, 2008 8:43 pm

BABİLİN ŞASIRTICI PİLİ ve GÜMÜŞ KAPLAMA ÇÖMLEKLERİ

1938 Yılında Avusturyalı Arkeolog Dr. Wilhelm Konig bir müze
oluşturmaya çalışıyor ve durmaksızın kazı yapıyordu . Kazı sırasında ,
15 cm yüksekliğinde parlak sarı renkte kilden yapılmış ikibin yıllık
bir çömlek buldu ; çömleğin içinde bakır levhadan yapılmış 3.81 cm.
çapında 5 cm. yüksekliğinde bir silindir vardı .


Silindirin kenarları 60/40 oranında kurşun/kalay alaşımıyla kaplanmıştı
ve bu oran günümüzde kullanılan en iyi orandı . Tepesinde şapka gibi
duran katlanmış ve bakırın içine gömülmüş mühre benzer zift ya da
asfalt bir parça veya katman görülüyordu . Bu katmanın içinden çıkan
bir demir çubuk , bakır silindirin içine doğru asılı duruyordu , bakar
bakmaz demir çubuğun paslanmış olduğu yani asitlendiği anlaşılıyordu .
Bir mekanik uzmanı olmayan Dr. Konig bu garip cisme önce uzun uzun
baktı ama fazla düşünmesine ve uzman olmasına hiç gerek yoktu çünkü kil
çömlek antik pilden başka birşey olamazdı .


Bu pil şu anda Bağdat Müzesindedir ve resmi tarihlemesi ise m.ö. 248
ile m.s. 226 arasındaki Part/Pers işgalidir yani o dönemden kaldığı
bilimsel olarak kabul edilmiştir . Dr. Konig bu garip çömleğin dışında
yine şu anda aynı müzede bulunan gümüş kaplı başka bakır çömlekler de
bulmuştu ; tüm çömleklerin bulunduğu yer Güney Irak'taki Sümer
kazılarıydı ve bu alanın arkeolojik tarihi m.ö. 2500 olarak
belirlenmişti ama tutucu müzeciler inatla kendi bildikleri tarihi
çömleklerin yanına yazmaktan geri kalmadılar .


Bugün özellikle gümüş kaplı çömleklere baktığınızda , yüzeydeki parlak
mavimsi rengi görebilirsiniz ; bu renk gümüşün elektro kaplama
yöntemiyle bakıra kaplanması halinde ortaya çıkan karakteristik renktir
. Bir an için müzecilerin haklı olduklarını kabul edelim ; öyleyse
Persler , bildiğimiz en eski uygarlık olan Ortadoğu uygarlığının
dışında ve ötesindeydiler çünkü pil kullanıyorlar ve elektro kaplama
yapabiliyorlardı . Ya da Sümerler bunu yapıyordu ; yapan veya sahibi
kim olursa olsun ; sormamız gerekmiyormu?


Biz neden pil yapmayı ve elektrolizi 4000 yıl sonra hatırladık? Ya diğer unuttuklarımız?

DENDERA'DAKİ ELEKTRON TÜPLERİ

Mısır'da Dendera'da bulunan geç ptolemik dönemden kalma Hathor
tapınağı'nın farklı yerlerinde Eski Mısır uzmanlarının bir türlü
geleneksel dinsel-mit terimiyle açıklayamadıkları garip duvar resimleri
vardır ama elektrik mühendisleri için bu resimleri hemen tanımlamak çok
kolaydır .


17 no'lu geçitteki üst panelde , Mısırlı rahiplerin ellerinde boyu
eninden fazla olan tüpler görülmektedir , rahipler ne olduğu
anlaşılamayan bir uğraş içindedirler ve her tüpün içinde , tüp
uzunluğunda bir yılan bulunmaktadır .


İsvaçli mühendis Henry Kjellson , " Forvunen Teknik/Kayıp Teknoloji "
adlı kitabında hiyerogliflerin bu yılanları parlayan ve ışık saçan
olarak tanımladıklarını yazarken , tanımın bir tür elektrik akınını
kasdettiğine inanmaktadır .


Yine aynı sahnede , sağda üst köşede bir Mısır Tanrısı olan Atum-Ra
oturmaktadır ve ellerinde enerji kaynağına benzer bir kutu tutmaktadır
. Kutunun saç örgüsüne benzer bir uzantıya veya kabloya bağlı olmasını
elektromanyetik mühendisi Alfred D. Bielek , bir mühendislik çiziminin
kopya edilmesi olarak yorumlanmakta ve bugünün elektrik kablolarının
yönlendirilmesi bu şekilde gösterildiğini söylemektedir . Kablo kutudan
çıkıp , resmin tabanına kadar uzanmakta ve uçları tüp cismin dibinde
kaybolmaktadır .


Resimlerdeki cisimlerin herbiri bir sütun üzerinde durmaktadır ve
Biielek'e göre bu sütunlar birer yüksek voltaj kaynağıdır . Tüp
cisimler TV resim tüplerine de benziyorlar , elektronik teknisyeni N.
Zecharius , cisimleri Crookes veya elektron tüplerine benzetmiştir ama
bunlar modern TV tüplerinin çok ötesindedirler .


Ne yazıkki , daha üst geçit'te bulunan resimler harap olmuştur ama
içerde Kutsal Bölmede bulunan bir papirüs çok iyi durumda bulunmuştur
ama buna bakıldığında garip tüplerin gizemi daha da artmaktadır .
Yazmada sadece çalışır durumda olan tüpler değil , amaçlarıda
görülmektedir . Birçok örnekte , kadınların ve adamların tüplerin
yanına oturmuş oldukları ve uzatmış oldukları ellerini veya avuçlarını
doldurdukları resmedilmiştir yani bir şey almamaktadırlar .


Nedir o bir şey ve o insanlar ne tür bir enerjiden yararlanmaktadırlar?
Dendera resimleri eşsizdir ve kesin olarak geçerli bilimsel mantıkla
açıklanamaktadır . Ve eğer bu bir teknoloji ise , bizim teknolojimizin
çok ötesindedir.

ASHOKA SÜTUNU BİLMECESİ

Antik bir aaaalürji harikası arıyorsak , Hindistan'a Delhi'ye gitmemiz
yeterlidir . Çünkü Ashoka Sütunu oradadır ; boyu 23 m. çapı 40 cm. ,
ağırlığı 6 tondur . İşlenmiş demir şaft olan sütunun , kaynakla
birleştirilmiş disklerden yapıldığı belirlenmiştir .


Bir iddiaya göre , m.s. 413'te ölen Kral II. Chandra Grupta'nın mezar
taşıdır . Böyle olsa dahi , sütunun 1500 yıldan beri aynen kaldığı ve
hiç bozulmadığı gerçeği değişmeyecektir . Sütunun yüzeyi yumuşak ve
prinçle kaplı izlenimini vermektedir , hava koşullarından etkilendiğini
gösteren birkaç iz bu kaplama yüzeyde görülebilir . 1600yıllık süreç
içerisinde , Hint yağmur ormanlarına , muson ikliminde , sert
rüzgarların ve yüksek nemli ısının altında eşdeğer bir demir kütlesinin
paslanıp , çürümemesini düşünmek ancak bir hayaldir .


Demir yapımı ve paslanmauya karşı korunma teknikleri bilindiği
kadarıyla ancak 5. yüzyıldan sonra geliştirilmeye başlanmıştır ama bu
bilgi Ashoka Sütunun'da geçerli değildir . Bu garip sütunu yapan
gizemli aaaalürjistler kimlerdir ve onların uygarlıklarına ne oldu ? Ve
neden onlardan kalan başka bir ize ulaşamıyoruz ? Yoksa , geçmişin
tarihini yazarken , atalarımızı ilkel insanlar sanıyor ve
saçmalıyormuyuz.

ANTİKYTHERA'da BULUNAN YILDIZ HESAP MAKİNESİ

1900 Yılında Paskalya'dan birkaç gün önce , Yunanlı bir grup sünger
avcısı , Antikyhera adlı küçük bir adanın yakınında su altına dalış
yaparken , antik bir geminin kalıntılarına rastladılar .


Kalıntıların arasında m.ö. 50 yılından kalma bronz ve mermer heykeller
vardı , dalgıçlar bunları çıkarmaya çalışırken şekilsiz garip bir cisme
rastladılar , bu cisim sonradan incelenmek üzere Atina Müzesine
yollandı . Sonrası malum , cisim temizlendi ve çürümüş bronz ve tahta
kalıntılarının arasında modern bir saatin dişli çarklarına benzeyen
dişliler bulundu .


1958'de Dr. Derek J. de Solla Price , uzun bir çelışma sonucunda cismin
bir taslağını yaptı , bu bir makinaydı . Dişlilerin çalışması sonucunda
Ay'ın ve Güneş'in hareketleri hesaplanabiliyordu .


Bir saat değildi ama bir tür hesap makinesiydi ama en önemlisi
yıldızların geçmişteki ve gelecekteki konumlarını gösteriyordu . Büyük
olasılıkla Antikyhera aygıtı , Eski Yuna'ın çok öncesinde yapılmıştı ;
gizem hala çözülmüş değil ; aygıt müzede duruyor ve bir benzerine hala
rastlanmadı . Göksel Hesap Makinesini yapanların kimliğini şu ana kadar
öğrenmiş değiliz. Kimdi onlar?

ESKİ MISIR'da HAVACILIK

1898 Yılında , Mısır'da Kuzey Sakkara'da , m.ö. 200'den kalan Pa-
di-Imen'in mezar kazılarında garip kanatları olan bir cisim bulundu . O
yıllarda , daha henüz uçak ve uçuculuk kavramı gelişmemişti , olsa olsa
bir kuş olabilirdi .


Cisim , Kahire Müzesine yollandı ve katologlara alındıktan sonra diğer
açıklanamayan eşyaların arasında yerini alarak tozlanmaya terk edildi .
70 yıl sonra Mısırılog ve arkeolog Dr. Halil Messiha , müzedeki kuş
figürleri üzerinde çalışırken , Sakkara cismi ile karşılaştı , daha ilk
bakışta cismin kuş olmadığına karar verdi , önünde modern bir uçak
dizaynı duruyordu .


İşin ilginç yanı Dr. Messiha'nın , bir model uçak meraklısı olmasıydı ,
kısa bir çabadan sonra Mısır Kültür Bakanlığını bir araştırma yapılması
için ikna etmeyi başardı . Cismin son derece hafif bir maddeden
yapılmıştı , ağırlığı 14 gr.'dı ,kanat açıklığı 17.78 cm.'di ve
aerodinamiği mükemmeldi . Kanatlar modern bir makette olduğu gibi ,
özel olarak açılmış bir deliğe monte edilmişti ve arka kuyruğu tam
anlamıyla modern bir uçağa benziyordu .


Yapılan tasarım sonucunda ortaya çıkan uçak modeli düşük hızlı bir yük
uçağına benziyordu , hızı ancak saatte 45-65 mil olabilirdi ama tabiki
güç kaynağının ne olduğu bilinmiyordu .


Mükemmel bir planör olarakda düşünülebilirdi ama bu cisim 2000 yıllıktı
ve planör olarak uçabilmesi için , bir jet uçağının çekişine ihtiyacı
vardı . Messiha , Eski Mısırlılar'ın günlük yaşamlarında her şeyin
modelini yapmaya bayıldıklarını biliyordu ; mezarların tapınakların
gemilerin arbaların hizmetçilerin hayvanların ve hemen her şeyin küçük
modellerini yapmışlardı .


Sonuç olarak bir uçak modeli bulunmuştu ; Dr. Messiha şimdi çok daha
öte bir hayal kuruyor ; acaba çöllerin kumlarının altında daha neler
gizli? Ve Eski Mısırlılar uçuyor muydular?




























Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
DÜNYA TARİHİNDE Açiklanamamiş OLAYLAR...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» KARŞIYAKA LİSESİ&#8217;NİN TARİHSEL GELİŞİMİ
» Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 3. Ünite toplu bütün konular
» tokat

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Yaz Yağmuru :: Eğlence Sohbet Geyiq :: Garip Ama Gerçek Olaylar-
Buraya geçin:  
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın